Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben]
#1
Şüphesiz ki Allah c.c Hazretleri Kur’an’da,

وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِيَ أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ



Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.[Maide Suresi 88.Ayet]

Buyurmuştur. Allah’ın verdiği bütün nimetlere sayısız kum tanelerince hamd olsun. Peki helal-haram hususuna ne kadar dikkat ediyoruz? Rehberimiz Kur’an bize ne emrediyor, neyden men ediyor. Bu hususta acizane birkaç kelam etmek isteriz.

Şüphesiz ki Allah c.c Hazretleri Kur’an’da,

Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[ Bakara Suresi 173.Ayet]

Buyurmuştur.

Bu Ayetin açıklanmasına baktığımızda ise şu açıklamaları görmekteyiz.

Câhiliye Arapları bazı hayvanları ve ziraî ürünleri üç kısma ayırırlardı: Bunlardan tanrıları için adadıklarından sahipleri yiyemez; ancak put bakıcıları, kutsal mekânların hizmetçileri veya buraları ziyarete gelenler gibi mal sahiplerinin uygun gördüğü kimseler yiyebilirdi. Bahîre, sâibe, vesîle ve hâm isimleriyle andıkları bir kısım hayvanlara binmeyi yasaklar (bk. Mâide 5/103), bir kısmını keserken de Allah’ın adını özellikle anmazlar, bir rivayete göre bunları putlarının adını anarak keserlerdi (Râzî, XIII, 207). Ayrıca bahîre ve sâibe diye adlandırdıkları adak hayvanlarının sağ olarak doğan yavrularını sadece erkekler yiyebilir, ölü doğan veya doğum esnasında ölen yavruyu ise hem erkekler hem de kadınlar yiyebilirdi. En‘âm sûresinin 138. âyetinde, dolaylı olarak bu tür uygulamalar şirk dininin kalıntıları sayılmaktadır. Burada ise temiz rızıklardan yararlanmaya izin veren 172. âyetin ardından, Araplar’ın eski helâl-haram telakkileri zımnen ilga edilmekte; yiyecek olarak başlıca nelerin yasaklandığı bildirilmektedir. 138. âyette temiz rızıklardan yenilmesi istenmişti. Temiz rızık içine giren maddelerin sayısı çok fazla olduğundan, âyette bunları sayıp dökmek yerine sınırlı sayıdaki haramları sıralama yolu tercih edilmiştir. Buna göre:

1. Kendiliğinden ölmüş ya da usulüne uygun kesilmeden öldürülmüş hayvanın eti haramdır. Hayvanın etinin yenilebilmesi için kesim esnasında canlı olması, bu kesim sonucunda ölmüş olması gerekir. Fakihlerin çoğunluğu bu canlılığın, kesim sırasında hayvanın hareket etmesi ve/ veya kanının akmasıyla belli olacağını belirtirler. Bayılmış veya bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, onun kesilmesi de şer‘î kesilme sayılır; bu durumda hayvan, kesme sonucu ölmüş olur. Ayrıca hayvanı kesen kimsenin, Allah adına kestiğini bilecek düzeyde aklî melekeye sahip, müslüman veya Ehl-i kitap’tan olması (Mâide 5/5) gerekir. Anılan şartları taşıyan kadın veya çocuğun kestiği de bu kapsamdadır.

2. Eti yenen hayvan bile olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır. En‘âm sûresinin 145. âyetindeki “akıtılmışkan” ifadesinden anlaşıldığına göre kan mutlak olarak haram olmayıp, sadece hayvanın bedeninden akıp ayrılan haramdır. Bedende et içinde kalan kan ise et hükmündedir.

3. Domuz eti haramdır. Bir rivayete göre İslâm’dan önce Araplar evcil domuzu yemezler, fakat yaban domuzunu yerlerdi. Yahudilik’te domuz eti haram, Hıristiyanlık’ta ise helâldir. İslâm’da ise domuzun eti kesin olarak haram kılınmıştır. Domuzun iç yağının haram olmadığını ileri süren bir görüş varsa da itibar görmemiştir. Domuzun tabaklanmış derisini kullanmanın ve kılından yararlanmanın haram olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır (genişbilgi için bk. Asaf Ataseven-Mehmet Şener, “Domuz”, DİA, IX, 507-509). İbn Âşûr haklı olarak
konumuz olan âyetten hareketle su domuzunun haram sayılamayacağını, zira aslında yunusgillerden bir balık olan bu hayvana Arapça’da su domuzu denilmesinin sadece bir isim meselesi olduğunu ifade eder ve fıkıhçılarla müfessirlerin bu hayvanı domuz türü olarak düşünmelerini yadırgar (II, 119).

4. Allah’tan başkasının adına kesilmiş hayvanın eti haramdır. Âyetin bu kısmıyla her şeyden önce, putlar adına kesilen, onlara kurban edilen hayvanlar kastedilmekte; dolaylı olarak Allah’tan başka
varlıklara ve güçlere kutsallık tanınması reddedilmektedir. Bu sebeple –her ne kadar İmam Mâlik ister kasten olsun ister unutkanlık veya bilgisizlik neticesinde olsun, Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanın etini yemek haramdır, demişse de– Hanefîler’e göre sadece kasıtlı olarak Allah’ı anmadan
kesilen hayvanın eti haramdır. İmam Şâfiî ise âyetin asıl maksadının Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kılmak olduğunu düşünerek, böyle bir niyet bulunmadığı sürece, bilerek de olsa bilmeden de olsa müslümanın Allah’ın ismini zikretmeden kestiği hayvanın etinin yenilebileceğine hükmetmiştir. Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar konusunda ve genel olarak yiyeceklerle ilgili helâller ve haramlar hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için fıkıh ve ilmihal
kitaplarıyla İslâmî konularda hazırlanmış ansiklopedik eserlerin ilgili maddelerinde ayrıntılı bilgiler bulmak mümkündür. Nelerin haram olduğu hususunda kaynaklarda yer alan görüş ve tercihlerde, Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde ortaya konan ilkelerin ve amaçların yanında, fakihlerin kendi bilgi
ve deneyimlerinin, ayrıca her bölgenin yiyeceklerle ilgili örf ve âdetlerinin, telakkilerinin, beğenilerinin de etkisi olmuştur. Bu sebeple fakihler arasında yiyeceklerin hükmüyle ilgili görüş farkları bulunduğu görülmektedir. İslâm dininde bazı yiyeceklerin haram kılınması çeşitli hikmet ve amaçlarla açıklanabilir. Ancak bu açıklamaların her zaman kesinlik ifade ettiği söylenemez. Gerçek hikmet ve sebepleri bilen Allah olup, helâl veya haramın temel gerekçesi O’nun izin vermiş veya yasaklamış olması, amacı da insanın Allah’ın iradesine boyun eğme sınavından geçirilmesidir. Bununla birlikte haramların bazı amaçları ve hikmetleri bulunduğunu düşünerek bunları araştırmakta hiçbir sakınca bulunmadığı gibi, bunları mâkul bir zeminde kavrama
imkânı verdiği için yararlı da olabilmektedir. İslâmî kaynaklarda diğer dinî hükümler gibi haramların hikmetleri ve amaçları da çoğunlukla “makasıdü’ş-şerîa” ve “hikmetü’t-teşrî‘” başlığı altında önemli bir konu olarak incelenmiştir (genişbilgi için bk. Mehmet Şener, “Hayvan [Fıkıh]”, DİA, XVII,
92-98; İbrahim Kâfi Dönmez, “Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar”, İFAV Ans., I,
502-509).

Hak Teala tarafından yasaklanmış olan bu haramları birde bilimsel yönden ele alalım.

1-(Kendiliğinden ölmüş ve usulüne göre kesilmemiş)

Kendiliğinden ölen hayvanın hangi sebepten dolayı öldüğünü ve hangi zaman aralığında öldüğünü bilemeyiz. Hastalıktan ölen bir hayvanın yenmesi insan sağlığı açısından düşündüğümüz de ayetin önemini ve hassasiyetini kavrayabiliyoruz.

2- (kan hususu) Kan hususu hakkında yapılan bilimsel araştırma sonucu söyle bir durum ortaya çıkmıştır.

Allah’ın kanı insanlara haram kılmasının hikmetleri 20. yüzyıl bilgileri ile ortaya çıkmıştır. Kan sindirim esnasında emilen protein, şeker, yağ gibi maddelerle, vitamin, hormon ve oksijeni hücrelere taşıyarak canlılığın devamını mümkün kılar. Diğer taraftan vücuttan atılması gereken çeşitli zehirli maddeler, zararlı atıklar da kan yoluyla taşınır. Bu bakımdan kanın en önemli görevlerinden biri de üre, ürik asit, keratin ve karbondioksit gibi hücrelerden gelen atıkları taşımaktır.

Dolayısıyla belirli miktarda kan içilmesi durumunda, kan yoluyla taşınan bu zararlı maddelerin vücuttaki seviyeleri çok yükselir. Bu da kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelerin -"üre"- miktarını arttırır. Bu durum komaya kadar gidebilecek beyin fonksiyonu bozukluklarıyla sonuçlanabilir. Bu nedenle sağlıklı bir hayvandan alınsa bile, kanda zararlı bileşenler -kanın görevi itibariyle- daima bulunur. Hasta bir hayvandan alındığı takdirde ise, çeşitli parazitler ve mikroplar da kan yoluyla taşınmış olur. Bu durumda, mikroplar kişinin kanında çoğalarak, tüm vücuda yayılabilir. Nitekim asıl tehlike unsuru olan da bu yönüdür. Bir insanın kan içmesi durumunda, tüm mikroplar ve atık maddeler kişinin vücuduna yayılarak, böbrek yetmezliği, karaciğer koması gibi hastalıklara yol açacaktır. Bunların yanı sıra kanla taşınan mikropların çoğu mide va bağırsak duvarlarına zarar vererek daha pek çok hastalığa neden olabilecektir.

Öte yandan kan steril bir ortam değildir; diğer bir deyişle mikropların gelişmesi için uygun bir ortamdır. Mikroplar kanda çok iyi beslenme imkanı buldukları için çoğalmaları açısından uygun koşullara sahiptir. Kan, vücuttaki diğer sıvıların fonksiyonları ve bağışıklık sistemi ile tam olarak dengelendiğinde, vücut mikroorganizmaların yaşamına -dolayısıyla hastalıklara destek vermez. Sağlıklı bir kişide, bu mikroorganizmalar vücut içerisinde karşılıklı olarak birbirlerinden faydalanarak ortak bir yaşam sürerler. Ancak bu ortamda ciddi bir değişiklik olduğunda, diğer bir ifadeyle vücudun iç dengesi bozulduğunda, uygun ortam bulduklarında hastalıklara sebep olabilecek mikroorganizmalara dönüşebilirler.

Örneğin kanın pH (asit ve baz dengesi) değeri zayıf beslenme veya zararlı kimyasalların etkisiyle, fazla asidik veya fazla alkali olursa, zararsız mikroplar hastalıklara sebep olacak şekilde biçim değiştirebilirler. Kaldı ki vücudun sağlıklı olması için, kanın pH değerinin de 7.3 civarında olması gereklidir. Bu değerdeki küçük farklılıklar bile, bu dengenin bozulmasına, mikroorganizmaların ortama ayak uydurmak için daha zaralı hale gelmesine sebep olabilir. Kanın steril olması, dışarıda bırakılan sütün bozulmasına benzetilebilir. Zaten kanın içinde bulunan mikroplar, kendilerini bu yeni ortama göre değiştirerek, zararlı etkiler gösterebilirler.

Tüm bunların yanı sıra, kan gıda maddesi olarak da uygun bir besin değildir. Kanda sindirimi mümkün albümin, globülin ve fibrinojen gibi proteinlerin miktarı azdır; 100 ml. kanda bu proteinlerin miktarı 8 gram kadardır. Aynı durum yağlar için de geçerlidir. Ayrıca kanda sindirimi çok zor olan ve midenin kabul etmediği kadar kompleks bir protein olan hemoglobin yüksek miktarda bulunur. Kanın pıhtılaşması durumunda, fibrinojen proteini, fibrine dönüşerek alyuvarları içeren bir ağ meydana getirir. Fibrin ise sindirimi en zor proteinlerden biri olarak, kanın sindirimini daha da güçleştirir. Sonuç olarak sağlık uzmanları, kanın hiçbir şekilde insan tüketimine uygun olmadığında hemfikirdirler.

3- (Domuz Etinin haram olması hususu)
Domuz etinin yenilmesi, dinimizce kesinlikle yasaktır. Domuz, pis olan gıdaları sevdiği için vücudunda fazla miktarda mikrop bulunur. Bunların başında insan sağlığı için çok tehlikeli olan trişin ve tenya gelir. Modern tıp, domuz etinin birçok zararını tespit etmiştir. Bunlardan bazıları;

Zehirli Maddeler: Domuz eti çok yağlıdır. Yenildiği takdirde bu yağ kana geçer. Kandaki fazla miktarda yağ atardamarların sertleşmesine, tansiyon yükselmesine ve kalp enfarktüsüne sebep olur. Ayrıca domuz yağı içerisinde "sutoksin" denilen zehirli maddeler mevcuttur. Vücuda giren bu maddelerin dışarı atılması için lenf bezlerinin çok çalışması gerekir. Burum lenf düğümlerinin (bademcik gibi) iltihaplanması ve şişmesine neden olur. Bu duruma domuz hastalığı da denilen skrofuloz‘a neden olur.

Fazla Miktarda Kükürt : Domuz etinde bulunan anormal miktarda kükürt kıkırdak kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanmalara yol açar. Kireçlenme ve bel fıtığına yol açar.

Aşırı Büyüme : Domuzda büyüme hormonu çok fazladır. Domuz etiyle alınan bu anormal miktarda ki büyüme hormonu vücudun düzensiz büyümesine neden olur. Ellerin ayakların yada kafanın anormal şekilde büyümesine yol açar.

Deri Hastalığı : Domuz eti ve yağı kullanan kişinin derisinde "imidazol" denilen maddeler kaşıntıya yol açar. Egzama dermati, nörodermatit gibi iltihabi deri hastalıklarına zemin hazırlar.

Trinşin : Domuz etiyle insanlara geçen bu hastalık domuzlarda ağır bir hastalık yapmamasına rağmen insanlarda öldürücüdür. Bu hastalığın tek kaynağı domuzlardır.

Siroz : Araştırmacılar domuz eti tüketimi ile karaciğer iltihaplanması olan siroz arasında orantılı bir artış tespit ettiler. Araştırmacılar domuz eti ile alkol tüketildiği zaman riskin daha da arttığını
belirtiyor. İsviçre, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde kişi başı kişi başı ortalama domuz eti tüketimi ile sirozdan ölenlerin oranları doğru orantılıdır.

Kanser : Domuz eti ve yağı, cilt kanseri, mide kanseri, bağırsak kanseri, lenf kanseri gibi kanser çeşitlerine yakalanma riskini arttırmaktadır. Ayrıca taşıdığı aşırı büyüme hormonu nedeniyle kanserin gelişmesine zemin hazırlamaktadır.

Obezite: Yapılan araştırmalarda vücudun ****bolizmasının dengesizliği ile oluşan bir tür hastalık olan obezite’ye yakalanma riskinin domuz eti kullanımı ile doğru orantılı olduğu belirtilmekte. İşte bu nedenle özellikle Hıristiyan ülkelerde obezite çok yaygındır.

4- (Allah’tan başkasının adına kesilmiş hayvanın eti)

Bu hususta bilimsel bir görüş beyan etmek pek doğru olmaz. Bu hususta önemli olan Müslümanların teslimiyetidir.
Beğenenler: Kanlı Bıçaklı
#2
Eline sağlık
Beğenenler:
#3
Güzel Konu Teşekkürler exciting
www.deccal.org


Beğenenler:

Anahtar Kelimeler

Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] indir, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Videosu, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Online izle, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Bedava indir, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Yükle, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Hakkında, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Nedir, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Free indir, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Oyunu, Kur an-ı Kerim de Haram Kılınan Yiyecekler. [Halalen Tayyiben] Download


1 Ziyaretçi